Eğitim Haber Sitesi

Haber Takip Merkezi – Güncel ve Tarafsız Haber Sitesi – Ülkenin Nabzını Tutan Site

TÜSİAD’ın “Perspektifi”

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras’a Başsavcılık tarafından soruşturma açılması, AK Parti-MHP iktidarından yükselen itirazlar bize şu soruyu sorduruyor: 23 yıllık iktidarında, TÜSİAD başkanlarının açıklamalarına sert tepkiler ...

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras’a Başsavcılık tarafından soruşturma açılması, AK Parti-MHP iktidarından yükselen itirazlar bize şu soruyu sorduruyor:

23 yıllık iktidarında, TÜSİAD başkanlarının açıklamalarına sert tepkiler verdiği bilinen AK Parti iktidarı bu kez neden başkanla “karakolluk” oldu!

Perspektif” kelimesi üzerinden ilerleyeceğiz: 1997-2025 dönemi vazgeçilmezi…

4 Şubat 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’nda yapılan değişikle ilgili eleştirilerin buharı tüterken, 13 Şubat günü Türk Sanayici ve İş İnsanlar (TÜSİAD) “Perspektif 2025 Dönüşüm ve Gelecek için Yol Haritası & Öneriler” kitapçığında yer alan 11 maddelik yol haritasının açıklandığı Genel Kurul, iktidarın şimşeklerini üzerine çekti.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan söz konusu kitapçığın her yıl yenileneceğini söyledi. Bu kitapçığa Perspektif 2.0 diyeceğim ve ilk versiyonunu hatırlatacağım.

***

İktidarlar ile TÜSİAD’ı karşı karşıya getiren en keskin çıkış; 23 Ocak 1997 tarihinde TÜSİAD Genel Kurulu’nda açıklanan Prof.Dr. Bülent Tanör imzalı “Türkiye’de Demokratik Perspektifler” raporuydu.

Rapor, Genel Kurmay’ın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını öneriyordu. Tepki Türk Silahlı Kuvvetleri’nden geliyordu. Halis Komili’nin TÜSİAD Başkanlığı döneminde hazırlanan Muharrem Kayhan’ın Başkanlığında açıklanan rapor, etkili üyelerin bir kısmından karşı cephe açıyordu. Öyle ki aynı yıl Genel Kurul’da TÜSİAD yönetim kurulu ibra edilmedi.

Dönemin TÜSİAD Divan Başkanı Aydın Bolak ile Haysiyet Divanı Başkanı Mehmet Şuhubi arasında geçen uzlaşı görüşmeleri bugünün açmazından daha az tesirli değildi.

***

Bir parantez: Kamuoyunda tartışılan TÜSİAD raporunun üzerinden bir ay geçti, geçmedi toplum 28 Şubat süreci ile yüzleşti.

Necmettin Erbakan‘ın Başbakan, Tansu Çiller‘in Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olduğu 28 Şubat 1997’de yapılan Millî Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonucu açıklanan kararlarla, “irtica” ya karşı başlayan ordu ve bürokrasi merkezli süreç; siyasette büyük bir dalgalanma, toplumda kutuplaşma yarattı.

***

TÜSİAD, demokratik standartlarının geliştirilmesi perspektifinden vazgeçmedi, 28 Kasım 2002 yılında vefat eden Prof.Tanör’ün anısına “Türk Demokrasisi’nde 130 Yıl (1876-2006): Demokratikleşme Perspektifleri 10. Yıl Güncellemesi” raporu açıkladı.

Aralık 2006’da kamuoyuna sunulan bu rapor, TÜSİAD Parlamento İşleri Komisyonu’nun çalışmaları çerçevesinde, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Anayasa Hukuku Profesörü Zafer Üskül tarafından yazılmıştı.

Üskül, 2007 Genel Seçimleri’nde AK Parti’den Mersin milletvekili olarak girdiği TBMM’de İnsan Hakları Komisyonu Başkanı seçilmişti.

Temmuz 2007’de AK Parti hükümeti tarafından hazırlanması tasarlanan yeni Anayasa’nın “Atatürkçülük” dahil olmak üzere her türlü ideolojik referanstan arındırılmasını savunarak dikkatleri üzerine çekti.

***

TÜSİAD 54 yıllık tarihinde iktidarların hoşuna gitmeyen açıklamaları ile sayısız kere başbakanların, cumhurbaşkanlarının oklarına hedef olmuş iş dünyası çatı örgütü. Ülkede toplanan kurumsal vergilerin yüzde 80’nini veren TÜSİAD üyesi küresel ve ulusal şirketlerin ekonomideki ağırlığı, siyasi tartışmaların içine çekilmesini olağanlaştırıyor.

Ülkede kayıt dışılığın yaygınlığı, rekabetçiliği zayıflatan iktidar yanlısı iş iklimi; vergi verenlerin kamu yönetimine yönelik eleştirileri, önerileri, hatta durum tespitlerini de marjinalleştiriyor.

Sermaye yapısı zayıf iş aleminin; denetim, hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerinin yerli yerine oturmadığı kurumların elinden çıkan kamusal düzenlemelere bağımlılığı, iş insanlarını hükümet politikalarının taşıyıcısı haline getirebiliyor.

Kayıt dışılığın yaygınlığı, kamu harcamalarının yüksekliği; kamusal düzenleyici ve denetleyici kurumları tek bir iradenin uygulayıcısı konumuna getiriyor.

***

Baştaki soruya dönersem, Aras’ın konuşmasına yönelik eleştirilerin “milli irade” kümesinde ortaklaşması; Türkiye’nin Suriye’de üstlendiği etkin pozisyon, PKK’nın silah bırakması müzakerelerinin başlamasından bağımsız el alınamaz.

Sanat dünyasından medyaya, yerel yönetimler siyasi parti başkanlarına uzanan gözaltılar ve tutuklamaların ortak paydası; AK Parti iktidarın önüne dikilen demokratikleşme ve katılımcı önermeler içeren muhalefet cephesinin işçi-işveren-akademi-siyaset cephesiyle yan yana gelişler Oysa ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde formül belli: Her koyun kendi bacağından asılır!

Bu formülü TÜSİAD çevresinde de uygulayan çok sayıda patronun varlığından örnekler verebiliriz.

***

Muhtemelen TÜSİAD Başkanlar Konseyi’nden önümüzdeki günlerde siyasete verilecek mesaj “aynı gemideyiz” minvalinde olacaktır.

Uluslararası yatırımlardan orta gelir düzeyindeki ülkelerden Polonya yüzde 3, Brezilya yüzde 5 pay alırken, Türkiye’nin payı binde 8.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yabancı sermayeyi Türkiye’ye çekmek için dünyada 4 tur atmasını, Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırımlardan 2028’de yüzde 1.5 pay alma hedefinden bağımsız okuyamayız.

TÜSİAD Başkanı Turan, 2024 yılında 5 milyar dolara kadar düşen doğrudan yabancı sermaye yatırımlarından ziyade yerleşik sermaye göçüne dikkat çekiyor. Bir bu kadar da Türkiye’den sermaye yatırımı çıkışı olmuş.

TÜSİAD Başkanlar Toplantısı’nın sermayenin aradığı; hukuk güvenliği, liyakat, yapısal reform talepleri v.s benzeri eleştirilerden geri adım atmayacağını düşünüyorum.

Elbette terörle mücadele eden kamu görevlilerinin dokunulmazlığını ve PKK ile pazarlıksız dönemin “bayrak kardeşliğini” hatırlatanlar da olur.