‘Düet’ belgeseli, milli sporcuların mücadelelerini konu alıyor: İdeolojik yalnızlaştırma

Belgeselin öznesi olan Mısra Gündeş ile Defne Bakırcı senkronize yüzme sporu sayesinde tanışan, çocukluklarından bu yana beraber “mücadele” veren iki arkadaş, iki milli sporcu… Düet kategorisinde çocuk yaşta Türkiye tarihindeki ilk madalyayı getiren isimler. Belgesel, uzun yıllar boyunca ikilinin hayatını takip ediyor. Önce 2016 Rio Olimpiyatları hazırlıkları, dünya şampiyonalarında yarışmaları, son olarak da COVID salgını nedeniyle bir yıl ertelenen 2020 Tokyo Olimpiyatları’na katılım süreçlerini izliyoruz.

Ancak onların mücadeleleri diğer olimpik sporcuların mücadelelerinden ayrılıyor. Çünkü su balesi sporcuları bilerek ve isteyerek yalnız bırakılıyorlar. Küçük yaşlardan itibaren bu sporda Türkiye’nin ilklerine imza atan sporcular, tüm bu mücadeleyi “kendi imkânlarıyla” veriyorlar. Yüzme branşından bile zor bir spor dalında antrenman yapmak için havuz bulmaya çalışıyorlar, en başta kendilerine ait havuzları olmaları gereken milli sporcular havuzlara alınmıyorlar, yüzmeye gelen göbekli erkeklerin “ironik” bakışları arasında antrenmanlarını yapıyorlar (filmin en iyi sahnelerinden), masörleri yok, bu sporda bir noktaya gelmiş ülkelerin sporcularının imkânlarının yarısı bile sağlanmıyor, mayoları için kumaşı kendileri bulup kendileri dikiyorlar…

İçlerindeki neşe yine de kaybolmuyor, birbirlerine tutunuyorlar… Geleceği parlak sporcular bunlar ama skandallar bitmiyor…

GÖRMEZDEN GELMEK…

“Taş olsa çatlar denir” ya, yaşadıkları yalnızlık o türden… Çağdaş bir ülkede ne yüzme federasyonu bırakır ne de spor bakanlığı, yaşadıklarının sonuçları akşam haberlerine konu olur. Ancak bu spor siyasal islamcı bir iktidarın görmezden geldiği bir spor, yarışmaları TRT’de bile yayımlanmıyor, çünkü mayoları “çok açık”. Eğer “Biz kimsenin yaşam tarzına karışmıyoruz” cümlesini duyarsanız aklınıza bu sporcular gelsin. Çünkü milli sporcu olmak kolay değil, hayatlarını adıyorlar…

Akkuş ve İlkbağ da iki isimle bu sporu yaparken arkadaş olmuşlar, ancak onların yolu sinemaya kaymış. Film çekmeye de iyi bildikleri yerden başlamışlar, iyi ki de öyle yapmışlar. Son yıllarda dünyada sayıları gittikçe artan ve insanların ilgisini çeken spor belgesellerine bir yenisini daha eklemiş oldular. Yıllara yayılan, iki sporcunun çocukluklarına kadar uzanan geniş arşiv görüntülerinden çok iyi bir kurguyla güzel bir belgesel ortaya çıkarmışlar.

“Düet” Antalya Altın Portakal ve İstanbul Film Festivali’nden ödüllü bir belgesel. Bir yıldır festivalleri dolaşıyor. Ancak ne federasyondan ne spor bakanlığından birileri zahmet edip de izlememiş bile.

Belgeselin yakında Başka Sinema tarafından vizyona sokulması da planlanıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx